3 Ocak 2013 Perşembe

Güç Deneme

.”Kızılmaske, 1900’lü yılların ikinci yarısından sonra hala bulunduğu yerin varlığını nasıl saklayabiliyordu?” .”Yurtdışı seyahatlerinde yüzünü göstermeden pasaport kontrolünden nasıl geçiyordu?” Kızılmaske’de anlatılan öykülerdeki tuhaflıklar için pek şok şey söylenir. Forumlarda “Kızılmaske Hakkında Merak Edilen Sorular” vb başlıklarında bu konuda epey eğlenceli muhabbetler yeralıyor. Lee Falk’ta mesele üzerinde epey düşünmüş olmalı, ki 1974 yılında Güç Deneme(The Normal Life) adlı müthiş bir öykü yazmış.
Tay Yayınlarının 98-101. fasikülleri(Albüm No 29-30) ve Büyük Albüm Serisi’nin 22. sayısında yayınlanan bu sıradışı öykü, gerçek bir kara mizah başyapıtıdır. Okudukça insanı sarsan, şok eden öyküde, bir yandan masum Kızılmaske efsanesi içinde keyifle ve gülümsemeyle gezinirken diğer yanda bizim yaşadığımız gerçek dünyanın korkutucu yüzüyle acımasızca karşılaşırız. Bir gün dostumuz sevgilisi Diana’dan bir mektup alır: “Sevgilim… Seni görmeyeli o kadar çok oldu ki… Tekrar ne zaman görüşeceğiz? Seni çok özledim. Sevgiler… Diana” Mektup ta Amerika’dan, dünyanın öbür ucundan gelmektedir.
Bunun üzerine Kit, kişisel bir hesaplaşma içine girer. Kendisine bir gün bir şey olursa Fantom soyu aniden sona erecektir. Diana ile evlenip soyunu sürdürmek, kötülerle mücadeleye devam etmek zorundadır. Ancak Diana Fantom geleneklerini kabul edecek midir? Ya Fantom’a kendisiyle birlikte yaşama şartı koşarsa?.. Peki Kit, ormanın dışında bir kentli gibi normal bir yaşam sürdürmek ister mi? Ormanı bırakabilir mi? Akşam eve geldiğinde çocukları karşılayacak, Diana çocuklarla ilgilenirken o bulaşıkları yıkayacak, bahçedeki çimleri biçecek vs vs… Ataları genellikle bir kurşun ya da bıçak darbesiyle hayata veda etmiş, geleneği oğulları sürdürmüştür. Peki Fantom’da bir kurşunla hayatını kaybederse ne olacaktır?.. Bu düşünceler içinde Kit kendi kendini yer bitirir. Sonunda bir karar verir. Bir deneme yapacaktır. Güç bir deneme! Bir şehirli gibi yaşayacak, eğer başarılı olursa ormanı terkedecek, Diana’nın yanına yerleşecek ve Fantom efsanesi sona erecektir! *********** Ormanda “Kızılmaske kimi zaman ormanı terk eder ve herhangi biri gibi şehrin sokaklarında dolaşır” derler(sayı 99, sayfa 20)…
Dostumuz, fısıldayan koruluğu, cennet adası Eden’i, altın kumsaldaki Balayı Kulübesi’ni ve ormandaki diğer tüm güzellikleri son bir kez ziyaret ederek, şehirli biri gibi giyinip kendini beş parasız kentin sokaklarına bırakır. Falk, buraya kadar olan bölümlerde bizim gülüp eğlendiğimiz, absürdlüğüne akıl erdiremediğimiz güzellikleri bize çok ağır bir bedelle hatırlatır. Bu güzellikler Fantom’un koruması altında olduğu müddetçe vardır. Fantom’da okuyucularının koruması altındadır! Bakalım sonra neler olmuş? Şehir hayatı dostumuzun beklediği kadar kolay değildir. Parasız olduğu için parkta yatmasına izin verilmez. Şehirde her bir iş için uzmanlık gerekmektedir. Oysa dostumuzun uzmanı olduğu bir tek konu vardır; o da kötülerle anladıkları dilde mücadele etmek. Oysa yeni hayatında tek istemediği şey budur. Bir inşaatta kazma kürek işini güç bela bulur. Burada işi yavaşlatmaya çalışan işçilerle mücadele eder. Kazandığı paranın yarısı vergilere ve sendika aidatlarına gider. Üstelik ilk kazancını bir soyguncuya kaptırır. Polise haber verse de işe yaramaz. Araba çarpan bir adamı anında hastaneye yetiştirir, mahkemede çarpan kişi hakkında şahitlik eder. Ancak çarpan adam avukatı ve parası sayesinde suçsuz bulunur. Akşam Kit, parasını ödeyemediği için otelden kovulur…
Bu arada dostumuz beladan kaçtıkça olaylar onun burnunun dibinde bitmektedir. Sanki görünmeyen bir el, Kit’in kaderini kötülük ve kötülerin yaşamlarına yapışık halde yontmuş gibidir! Sanki normal bir yaşama geçişte arasında görünmeyen bir perde var gibidir. Sonunda hiçbir işte dikiş tutturamayıp bir geceyi park alanında serserilerle birlikte geçirmeye karar verir. Burada çok ilginç bir tecrübe yaşar. Serserilerden biri ayakkabılarını çalmak için onu uykusunda öldürmeye kalkar. Kit, Şeytan’ın sayesinde kurtulur. Ancak bu sefer de arkadaşları adamı öldürmeye kalkarlar. Hırsızların da bir etik anlayışı vardır! Bunun üzerine Kit, adamı güç bela arkadaşlarından kurtarıp kaçırır. Adam şaşırır: -İnan bana seni öldürmeyecektim. Bütün istediğim ayakkabılarındı. Aylardır yalınayaktım, deyince Kit ayakkabılarını çıkarıp adama verir: -İsteseydin verirdim… -Bana ayakkabılarını mı veriyorsun? Oysa ben… Ben… Seni… -…öldürecektin değil mi? Al bakalım... Serseri: -Kim, kimsin sen? Adın ne?.. -Unuttun mu? Serseriler ormanında kimsenin ismi yoktur… deyip Kit Şeytan’la birlikte karanlığa karışıp gider(sayı 100. Sayfa 14-23). Kit’in gerçek hayatta serseriler arasında bile yeri yoktur. Şeytan’la birlikte ormanın içine doğru giderken aslında bir tür sanal gerçeklik içinde kaybolur gibidir. Ne arkasında bıraktığı gerçeklik onun gerçek yaşamıdır, ne de gittiği istikamette bir şey görünmez!..
Bütün bu olayların arasında itfaiyenin çaresiz kaldığı bir yangından insanları kurtarır, bir banka soygununda soyguncuları yakalayıp polise teslim eder. Bunları yaparken hayatını hiçe saydığı aklına bile gelmez. Çünkü o bu gerçekliğe, bildiğimiz boyuta ait bir varlık değildir. Ancak şehirde Fantom’un varlığı ortaya çıkmış, sanal boyutla gerçek yaşam birbirine karışmıştır. Suç makineleri durmuş, şehrin “normal” yaşam döngüsü şaşmıştır! Boyutlararası bir anormallik söz konusudur. Kit, yavaş yavaş fikrini değiştirip ormana dönmeyi düşünürken av malzemeleri satan bir dükkanın vitrininde “dürüst tezgahtar aranmaktadır” levhasını görüp işe balıklama atlar. Dürüstlük! Nihayet bu boyutta onun niteliklerinden birinin söz konusu olduğu bir iş yakalamıştır. Ancak bu düşüncesinde yanıldığını anlaması uzun sürmez. Malzemelerdeki sahtekarlıklar konusunda müşterileri cesurca uyarır. Uyanık müşterilerin zayıf insanların sırasını almalarına hiç tahammül etmez… Ve ilk gün işten kovulur! Sonunda dostumuz gerçeği anlar. Yaşadığı sanal dünyanın kendi gerçekliği olmadığını asıl kendi evrenine dönmezse, bu “normal yaşam” içinde sinek gibi ezilip kaybolacağını anlar. Ormanına sevgili dostlarına döner, Kızılmaske efsanesi kaldığı yerden devam eder… Lee Falk’un olağanüstü saf anlatımı ve Sy Barry’nin tertemiz çizgileriyle hayat bulan bu, deyim yerindeyse trajikomik korkunç öykü Kızılmaske hikayeleri içinde belkide efsanenin dayandığı ana eksenin yapısını etraflıca çizen, tartışmasız tüm soruların cevap bulduğu en çarpıcı anlatıdır. Bizim yaşadığımız evrenle kahramanların yaşadığı evren taban tabana zıt koşullar içermektedir. Diğer evrendeki iyi kötü netliği bu tarafta anlamını yitirmekte, muğlak, kaygan bir zemine oturmaktadır.
Bizim yaşadığımız normal yaşamda, Fantom’un kostümü içinde sıkılıp sıkılmadığı, kurdunu uçağa nasıl kolayca bindirebildiği oldukça tuhaf gelirken, insanların soyulan zavallıları nasıl görmezden geldiği, egemenler tarafından sömürülmeyi nasıl bu kadar kolay kabul ettikleri, çıkarları uğruna birbirlerini nasıl kazıkladıkları, bunun için kardeşin kardeşi nasıl tanımadığı bize hiç tuhaf gelmez. Çünkü biz, Fantom kadar saf değiliz. Fantom ve insanları, saf iyilik ve saf kötülük ayarları iyi yapılmış varlıklardır. Oysa biz insanların iyilik ve kötülük ayarı diye bir özelliğimizin olmadığı bir gerçektir. Biz buna “Normal Yaşam” diyoruz. Kit Walker gibileri için bu koşullarda yaşamak kadar “Güç Bir Deneme” olamaz. O nedenle “Kızılmaske Hakkındaki Tuhaflıkları” merak etmenin de bir anlamı yoktur aslında. Orijinal Macera Adı:The Normal Life (Güç Deneme) Yazarı:Lee Falk Çizeri:Sy Barry Yayın Kronolojisi: Amerika: The Phantom Dailies(Kızılmaske Günlük Gazete Strip Yayını); 26Ağustos1974-28Aralık1974 Türkiye: Tay Yayınları: Güç Deneme, Fasikül:98 (23.06.1975)-Fasikül:101 (14.07.1975) Albüm No : 29-30 Büyük Albüm, Sayı:22 Selamlar Lami Tiryaki

Hiç yorum yok: